Metabolik sendrom

POLİKİSTİK OVER İLE İLGİLİ HASTALIKLAR VE RİSKLER

PCOS’DA UZUN DÖNEM KOMPLİKASYONLAR
Polikistik over sendromunda (PCOS, PKO) adet düzensizliği, aşırı tüylenme, hamile kalamama gibi şikayetlerin yanı sıra diğer bazı hastalıkların görülme riskinde artış izlenmektedir. Aşağıda bahsedilen bu hastalıkların risklerinin artmasında temel sebep polikistik over sendromunda görülen insülin direncidir, bunun yanı sıra şişmanlık, ovulasyon (yumurtlama) düzensizliği gibi durumların varlığı da bazı hastalıkların artmasına neden olmaktadır.

Obezite (Şişmanlık):
Polikistik over sendromunda obezite yaklaşık %30 oranında izlenir. Özellikle santral obezite denilen göbek çevresinde yağ birikmesi şeklindedir. Beş çevresinin ölçümü 88 cm üzerinde saptanır, bel-kalça oranı artmıştır. Obezite insülin rezistansı, glukoz intoleransı, hiperandrojenemi ve lipid metabolizmasındakii bozukluk ile ilgilidir.

Tip 2 Diabet (Şeker hastalığı):
Polikistik over hastalarında glukoz intoleransı (şeker hastalığına yatkınlık) ve aşikar tip 2 diabet (şeker hastalığı) riski artmaktadır. Polikistik overli hastaların yaklaşık %20-40’ında glukoz intoleransı görülür ve hastalar 40’lı yaşlarına geldiklerinde yaklaşık %10’unda diabet hastalığı başlar. Bu nedenle polikistik over hastalığı tanısı konulan hastalara 75 gram glukoz testi ile diabet taraması yapılmalıdır. Hamile kaldıklarında da gebeliğe bağlı diabet riskinden dolayı 50 gram glukoz testi yapılmalıdır. Diabet hastalığındaki artış başlıca polikistik over hastalarında görülen insülin direnci ile ilgilidir.

Kalp hastalıkları (koroner arter hastalığı):
Polikistik over hastalarında koroner arterlerde (kalp damarlarında) daralma ve buna bağlı kalp hastalıkları oranında artış saptanmıştır. Bundan başlıca PAI tip 1’deki (plasminogen activator inhibitor type 1) artış sorunlu tutulmuştur. Ayrıca polikistik over hastalarında bozulan lipid-kolesterol profili de kalp damar hastalıklarına yatkınlık yaratabilir.

Endometrial hiperplazi ve endometrium (rahim) kanseri:
Polikistik over hastalarında endometrial hiperplazi (rahim iç tabakasında kalınlaşma) ve endometrium kanseri riskinde artış olmasının başlıca sebebi ovulasyon (yumurtlama) düzensizliğidir. Polikistik overde endometrium kanseri riski 3 kat artmaktadır. Sürekli olarak ovulasyon düzensizliği olan hastalarda endometrium (rahim iç tabakası) progesteron etkisinden yoksun kalır ve östrojen etkisi ile kalınlaşır. Bu durum sürekli ve uzun yıllar devam ettiğinde endometrial kalınlaşma ve kanser meydana gelebilir. Ovulasyon (yumurtlama) sonrasında oluşan progesteron hormonu salgısı rahim iç tabakasını bu kalınlaşmadan korur ancak polikistik over hastalarında ovulasyonun az sayıda olması bu korumayı azaltır. Bu nedenle polikistik over hastalarını bu tür risklerden korumak için bazı durumlarda her ay siklik progesteron ilaç tedavisi verilir, bu şekilde rahim iç tabakasında kalınlaşma ve kansere meyil önlenir. Ayrıca polikistik overde sık rastlanan obezite ve tip 2 diabet de endometrium kanseri açısından risk faktörleridir.

Kolesterol- lipid profilinde bozulma:
Polikistik over hastalarında (kilodan bağımsız olarak) yüksek kolesterol ve lipid profilinde bozulmaya yatkınlık saptanmıştır. HDL düşer, LDL, VLDL, trigliserid, kolesterol yükselir.

Metabolik sendrom:
Metabolik sendrom insülin rezistansı, diabet, hipertansiyon, abdomimnal (santral) obezite, trigliserid ve kolesterol yüksekliği ile karakterize bir durumdur. Polikistik over hastalarında yaklaşık %25 oranında saptanır. Koroner kalp hastalığı riskinde artma mevcuttur.

Meme kanseri:
Meme kanserinde artış olduğu tartışmalı ancak yüksek östrojen düzeyine bağlı artış olabileceğini bildiren araştırmalar vardır.

Over kanseri:
Kronik anovulasyonda ovulasyon döngüsü az olduğu için over malignitelerinde azalma beklenir ancak polikistik over sendromunda bunun tam tersine artma izlenir. Bunun sebebi olarak polikistik over sendromunda overde kronik mikrotravmanı rol oynadığı düşünüşmektedir.

Abortus (Düşük):
PCOS hastaları bebe kaldıklarında abortus riski normalden fazladır. Bu gebeliklerde fetal anomali oranı artmamaktadır.

Burada anlatılan risklerden dolayı poliksitik over sendromu hastalarının kilo takibi, bel çevresi ölçümü, tansiyon takibi, kolesterol takibi, diabet taraması (75 gram glıukoz testi), pelvik ultrasonografi ve endometrium kalınlığı gibi değerlendirmeleri yapılmalıdır. Burada anlatılan hastalık risklerini azaltmak için başta kilo vermek üzere, diet, egzersiz, gerekirse ilaç tedavileri uygulanmalıdır.

rahim kanseri (endometrium kanseri)

RAHİM AĞZI (SERVİKS) KANSERİ

Resmi büyütmek için tıklayın
Rahim ağzı (serviks), rahim ile vajina arasında bulunur. Rahim ağzı kanserinin (serviks kanseri) sıklığı smear tarama programları sayesinde özellikle gelişmiş ülkelerde azalmıştır. Gelişmekte olan ülkelerde nispeten daha sık görülmektedir. Bu nedenle rahim ağzı kanserinden korunmanın en etkili yolu düzenli smear testi yaptırmak ve aşağıda sıralanan risk faktörlerinden kaçınmaktır. Smear testi ve tarama programları sayesinde gelişmiş ülkelerde serviks kanseri yaklaşık yüzde 75 oranında azalmıştır. Dünyada serviks kanserlerinin yüzde 85’i gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir. Ayrıca son yıllarda uygulanan HPV aşısı (rahim ağzı kanser aşısı) sayesinde serviks kanserinden yüksek oranda koruma sağlamak mümkün olacaktır.
Dünyada kadın genital sistemi kanserleri arasında 3. sıklıkla görülür.

Rahim ağzı (serviks) kanseri ile rahim kanseri (endometrium kanseri) karıştırılmamalıdır, ikisi çok farklı tür kanserlerdir. Rahim (endometrium) kanseri hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Serviks kanseri ve HPV ilişkisi:
HPV virüs enfeksiyonu serviks kanseri gelişmesinde en önemli risk faktörüdür. Serviks kanserlerinin neredeyse tamamında HPV virüsüne rastlanmaktadır. Dünyada bir enfeksiyon ajanla en yüksek oranda ilişkisi olan kanser serviks kanseridir. Bu nedenle HPV enfeksiyonu riskini arttıran faktörlerden kaçınmak gerekir. HPV virüsü ve HPV enfeksiyonu hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. HPV enfeksiyonuna kadınlarda çok yaygın rastlanılır, toplumda yaklaşık yüz kadından 10’unda mevcuttur, ancak bu enfeksiyonlar büyük oranda (%80-90) hiçbir hastalık oluşturmadan kendiliğinden kaybolur. Kaybolmayıp devam eden enfeksiyonların çok az bir kısmı da ileri de serviks kanseri oluşmasına neden olabilir. HPV enfeksiyonu ile serviks kanseri arasındaki latent period yaklaşık 20-25 yıldır.

Risk faktörleri:
– Erken yaşta başlayan cinsel ilişki
– Çok sayıda cinsel partner
– Cinsel partnerin risk faktörleri taşıması (çok sayıda cinsel partneri olması ve HPV enfeksiyonu olmsı gibi)
– CIN, VIN, VaIN hikayesi olması
– Cinsel yolla bulaşan hastalık hikayesi olması
– İlk doğumu erken yaşta yapmış olmak (20 yaş altında)
– Multiparite (3’ten fazla doğum yapmak)
– Düşük sosyoekonomik düzey
– Doğum kontrol hapı kullanmak
– Sigara

Serviks kanseri histopatolojik tipleri:
– Squamöz hücreli kanser (en sık görülür, yüzde 70)
– Adenokanser (ikinci sık tip, yüzde 25): Müsinöz adenokarsinom, endometrioid adenokarsinom, berrak hücreli adenokarsinom, villoglandüler papiller adenokarsinom
– Nöroendokrin tip serviks kanseri
– Küçük hücreli (small cell)
– Embriyonel rabdomyosarkom (Botrioid tümör)
– Leiomyosarkom
– Lenfoma
– Malign melanom

Rahim ağzı kanserinde belirtiler nelerdir?
Bazen hiçbir belirti vermeden muayene esnasın tesadüfen saptanabilir. En sık görülemn belirtiler vajinal kanama, lekelenme, akıntı, cinsel ilişki sonrası kanamadır. İleri evre vakalarda bel ağrısı, sırt ağrısı, idrarda kan olması, vajenden idrar gelmesi gibi belirtiler olabilir.

Tanı:
Tanı en sık olarak mauyene sırasında rahim ağzından alınan biyopsi (parça alınması) neticesinde patolojik inceleme ile konur. Bazen konizasyon, LEEP veya histerektomi materyalinde de serviks kanseri sonucu ile karşılaşılabilir. Kolposkopi ve biyopsi erken tanıda önemlidir.
Smear testi serviks kanser tanısını net olarak koydurmaz, tarama amacıyla kullanılır ve şüpheli sonuçlar sayesinde yapılan daha ileri tetkikler neticesinde teşhis koyulabilir.

Evreleme:
Ameliyat öncesinde vajinal muayene ile evre belirlenir, kllinik evreleme yapılır.Evreler 1,2,3,4 olarak belirlenir. Evre 1a1 ve Evre 1a2 tümörler mikroinvaziv tümör oalrak adlandırılır.

Tedavi:
Serviks (rahim ağzı) kanserinde tedavi belirlenen evreye göre değişir. Erken evrelerde ameliyat ile tedavi uygulanırken, ileri evrelerde radyoterapi daha sık uygulanır. Bazı durumlarda cerrahi, radyoterapi (ışın tedavisi) ve kemoterapi birlikte uygulanabilir. Ameliyat yapılan hastalarda radikal histerektomi ve lenf nodu diseksiyonu yapılır genellikle. Ameliyat jinekolojik onkoloji cerrahisi uzmanları (jinekolojik onkolog) tarafından uygulanır.
Çok erken evrelerde ve özellikle çocuk istemi olan hastalarda konizasyon tedavide yeterli olabilmektedir, bu durumda rahim alınmadığı için hastanın hamile kalabilmesi mümkün olmaktadır.

Adetin az olması (Hipomenore)

ADET DÜZENSİZLİĞİ
Normal adet düzeni nedir?
Bir adetin başlangıcından diğer adetin başlangıcına kadar geçen süre (1 siklus) 21-35 gün arasında olmalıdır. Kanama süresi 2-7 gün olması normaldir. Ortalama kan kaybı ise bir adet döneminde 35-40 ml civarındadır. Bu da genellikle günde 3-5 pet eder. Genellikle 80 ml’nin üzerindeki kanamalar fazla olarak değerlendirilir.

Bu normal düzenden daha uzun süren kanamalar, yada daha seyrek olan kanamalar yada daha sık olan kanamalar yada ara kanamalar olması adet düzensizlikleri olarak adlandırılır. Bunun çok çeşitli sebepleri olabilir.

Oligomenore: Noemalden daha seyrek adet görmedir.
Polimenore: Normalden daha sık adet görmedir.
Menoraji: Adetlerin düzenli fakat fazla miktarda olması.
Metroraji: Adet aralarının eşit olmaması düzensiz olması.

Gecikmeler: Aktif cinsel yaşamı olan ve etkin bir korunma yöntemi kullanmayan kadında görülen adet gecikmelerinin en muhtemel nedeni gebeliktir. İkinci muhtemel neden de herhangi bir şekilde o siklusta ovulasyon (yumurtlama) olmaması ve bu nedenle “dökülmenin” gecikmesidir. Düzenli adet gören bir kadında beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan gecikmenin nedeni ise stres, mevsimsel değişiklikler, mekan değişiklikleri olabilir.
Adet gecikmesinin diğer önemli nedenleri arasında aylık ya da üç aylık korunma iğneleri ya da kola uygulanan hormon çubuklarının içinde bulunan hormonların yan etkileri sayılabilir.

Ara kanamalar: Doğurganlık döneminde sık görülen diğer bir adet düzensizliğidir. En muhtemel neden serviksteki enfeksiyonlardır. Diğer muhtemel nedenler miyomlar ve serviks polipleridir. Spiral kullanımı, doğum kontrol hapı kullanımı, aylık, üçaylık iğneler ve kola uygulanan çubuklar da lekelenme tarzında ara kanamalara neden olabilirler.

Adetin fazla olması (Hipermenore) (Menoraji): En muhtemel neden yumurtlama olmadan gerçekleşen siklustur. Diğer nedenler spiral kullanımı, aylık, üçaylık iğneler ve kola uygulanan çubuklardır. Farkında olunmayan gebeliğin düşükle sonuçlanması da yanlışlıkla adet kanaması sanılabilir.

Adetin az olması (Hipomenore): Adet döneminde görülen kanama miktarı yaşla birlikte azalma eğilimi gösterir. Doğum kontrol hapı kullanımı da adet kanamasını önemli ölçülerde azaltır. Sorunlu seyreden kürtajlar sonrası endometriumda (rahim iç tabakasında) ortaya çıkan yapışıklıklar da az adet görülmesine ileri derecede yapışıklıklarda hiç adet görememeye neden olabilir.

Sık adet görme (Polimenore): En muhtemel neden hormonal dengesizliktir. Ara kanamalar sıklıkla adet kanaması ile karıştıklarından ara kanamaların muhtemel nedenleri burada da söz konusu olabilir. >>

Tüm bunlara ek olarak her türlü normalden fazla kanama durumunda vücudun kanamayı durdurma ve kanı pıhtılaştırma mekanizmalarındaki muhtemel bir bozukluk mutlaka akla gelmelidir. Bu özellikle ergenlik döneminde muhtemel neden olabilir ve araştırılmalıdır.

Tedavi:
Adet düzensizliğinin altında yatan bir sebep bulunup bulunmamasına göre değişir. Bunun için genellikle ilaç tedavisi gerekmekle beraber nadiren ameliyat da (myom, polip vb. durum varsa) gerekebilmektedir.